Isı yalıtımı, sıcak ya da soğuk havanın ısı köprüleri vasıtası ile konutların içine girmesini ya da çıkmasını engellemek adına yapılan işlemlerdir. Sürekli artan enerji faturaları ısınma için ayrılan bütçeleri de arttırmaktadır. Tüketilen toplam enerjinin 1/3 kadar oranının konutlar için sarf edildiği düşünüldüğünde ısı yalıtımı artık bir ihtiyaç durumuna gelmiş bulunmaktadır. Enerji tasarrufunun yanında ısı yalıtımı, konutların ömrünü uzatmak, değerini arttırmak, arzu edilen konfor şartlarını sağlamak, sağlıklı bir yaşam sürmek, çevre kirliliğini azaltmak ve sağlıklı bir çevre oluşturmak için hayata geçirilmesi gereken bir uygulamadır.

Isı yalıtım uygulamaları ile konutlarınıza bir iyilik yapabilir ve.. 

Kışın soğuğu yazın ise sıcağı geçirmeyen ısı yalıtım sistemleri ile 4 mevsim kusursuz performans için kalıcı çözümlerden faydalanabilirsiniz.

Doğru yalıtım uygulamaları ile ısıtma ve soğutma giderlerinizde %40 -60 oranında tasarruf sağlayabilirsiniz. Siz konforun keyfini sürerken elde edilen enerji tasarrufu sayesinde ısı yalıtım maliyeti 3 kış sezonunda amortisman süresini dolduracaktır.

Evlerinizde rutubet değil huzur olsun.. Isı yalıtım uygulamaları ile konutlarınızı küf ve nemden uzak tutarak sağlıklı ve rahat yuvanızın tadını çıkartabilirsiniz.

Isı yalıtım uygulamaları ile konutlarınızda sağlayacağınız konforun yanısıra olumsuz dış etkenlerden koruyarak bakım, onarım vb. masraflarınızı azaltabilirsiniz.

Isı yalıtım uygulamaları Türkiye ve Avrupa Standartlarına uygun ve ekolojik dengeyi korumaya yardımcı bir sistemdir. Kömür ya da doğalgaz gibi fosil yakıtların tüketiminin azaltılması ile cüzdanınız kadar doğanın da yüzünü güldürebilirsiniz. Dış cephe ısı yalıtımı ile zararlı emisyonların etkisinin azalmasına yardımcı olabilir ve gelecek nesillere daha sağlıklı bir dünya bırakılmasını sağlayabilirsiniz.

Yapıların uzun ömürlü olabilmesi, sağlıklı konforlu ve güvenli bir ortam sağlayabilmesi için suyun veya nemin yapının bir kısmına veya kapsadığı hacimlere zarar vermesini önlemek amacıyla yapılan, su veya nemin ahşap, metal, taş, tuğla gibi gereçler üzerindeki olumsuz etkilerine karşı uygulanan yalıtıma “su yalıtımı” denir.

SU YALITIMININ AVANTAJLARI

2.1. Su Yalıtımı Yapıyı KorurSuyun yapılara verdigi hasar, özellikle deprem tehdidinin bulundugu bölgelerde can ve mal güvenligi açısından tehdit olusturur. Herhangi bir yoldan yapı donatısına sızan su, donarak veya kimyasal tepkimelere girerek donatının özelligini yitirmesine yol açar. Donatının özelligini yitirmesi ise dayanım gücüne ve süresine olumsuz etkilerde bulunur.

Genel olarak beton, içine gömülmüs donatı çeligini korozyona karsı korur. Donatı betona gömülür gömülmez olusan ince film tabakası çelige yapısır ve korozyona karsı dayanım olusturur. Bu dayanım betonun yüksek alkali ortamına ve elektriksel dirence dogrudan baglıdır. Betonun kılcal bosluklarındaki nemde bulunan iyonlar elektriksel iletkenlikte rol oynar. Yüksek elektriksel direnç de dayanıklı beton anlamına gelebilir.

Yapılardaki donatı çeliginin korozyonuna ve bu korozyonun sürmesine neden olan 3 ana etken vardır;
1. Karbondioksit veya klorun neden oldugu reaksiyonlar sonucu donatı etrafındaki koruyucu pasivasyon tabakasının bozulması,
2. Betonun kılcal gözenekleri içinde dagılmıs olan ve elektrolit görevi gören su,
3. Betonun gözeneklerinden içeri giren oksijen.

Beton üzerindeki film tabakasını bozarak donatı çeliginin korozyona ugramasına neden olan sartlardan biri karbonasyondur. Atmosferdeki karbondioksit ile betondaki çimentonun kimyasal reaksiyona girmesi, betonun büzülmesine, dolayısıyla çatlakların artmasına neden olur. Aynı zamanda betonun pH degerinin düsmesi (normal bir betonun pH degeri 12,5 -13,5 arasındadır ve bu miktar korozyonun olusmaması için yeterlidir) ara yüzeylerdeki alkaliligin düsmesine, mevcut koruma tabakasının da bozulmasına neden olur. Koruma tabakasının bozulmasının bir
diger nedeni de klor iyonlarının varlıgıdır. Sonuç olarak her iki durumda da korozyonun baslaması için gerekli sartlar olusur (pH degerinin 9’un altına düsmesi) ve süreç islemeye baslar. Ortam sartlarının durumuna göre olusan bir hızda, donatı yüzeyinde donatı hacminin 2.5 katı büyüklükte demir oksit olusumları meydana gelir.

Olusan pas, yetersiz pas payı sorunu da varsa, mevcut betonu çatlatır. Betonun dökülmesiyle beraber donatı açığa çıkar. Havayla temas nedeniyle de korozyon hızındaki artış kaçınılmaz olur.

Korozyona baglı olarak donatı kesitinde olusan kayıp, donatının baslangıçta tasarlanan hesap degerlerini karsılayamamasına neden olur. Bu da binanın taşıma gücü, dolayısıyla da yapı güvenligi açısından hiç istenmeyen bir durumdur. Hesap dayanımı 365 MPa olan S420b sınıfı Ø12’lik bir donatı çeligi baslangıçta 41.3 kN yük tasıyabilirken, korozyon kaynaklı donatı kesit kaybının 0.25 mm/yıl oldugu bir kabul sonucunda 5 yılın sonunda 25.9 kN, 15 yıl sonra da 5.8 kN yük tasıyabilir. Bu kosullarda donatı 24 yıl sonunda tasıma kapasitesini tamamen kaybedecektir.

Su Yalıtımı Konfor Saglar

Topragın nemi ve basınçsız su, yapı elemanı gözeneklerinden geçerek iç ortam yüzeyinde küflenme, siyah leke ve mantar gibi organizmaların olusmasına neden olur. Bu yüzden iç yüzeyde bulunan ahsap gibi dogal malzemelerin çürümesine, sıvaların kabarıp dökülmesine ve perde duvarlardaki demirlerin paslanmasına neden olarak konforumuzu bozar.

Nem ve nemin yol açtıgı küf mekânlarda kötü kokuların olusmasına yol açar. Bu durum ortamda bulunan insanları rahatsız edecektir. Su yalıtımı sayesinde nemin önlenmesi, insan konforu açısından olumsuzluk yaratan bu kötü kokuların yayılma olasılıgını da ortadan kaldırır.

Su yalıtımı, suyun odalarımıza damlamasını engelleyerek konforlu yapıların elde edilmesini saglarken, bakteri, küf vb. organizmaların olusmasını önler.